İnsanlar artık bu hayatta detone olmuş.Yani süreğen. Yani alışılmışın dışında bir hareketlilik yok. Sabah iş, okul, hastalık. Öğlen yemek. Akşam? İşte o kısım Türkiye'deki insanların genel gelişim sürecinin %75'ini oluşturmaktadır.
Peki ya bu güncel işlemler, akşam eve gelenlerin yaptıkları neler...
- Kanal zapping (sıra ile amansızca kanalları gezmek)
- İnternette surf (bir şeyler kaparım pahasına internette o site benim, o site senin durmadan gezinmek)
- Misafirlik (haftalık, aylık olayların masaya yatırıldığı toplantı tarzı yorumların birbirini kovaladığı sohbet ortamı)
- Yemek (bu tuzlu olmuş, bu ekşi olmuş derken karnın doymuş hali)
- Uyku (beyin jimnastiğinin yapıldığpı sakin ortam)
Peki ya onların yaptıkları??
Valla bilemediğim için yalan atmak istemem ama monoton olmadığı kesin. Türk aklı ancak bunlara yatıyor. İçlerinde bi kaç aftiflik yapan göze çarpan,yalakalık yapan, torpili olan diğerlerinin önüne geçiyor. Sonra sıra büyüklerimize geliyor. "Vay vay... Elaleme bak nası yetiştirmiş kendisini." Halbuki kimse bilmez burnunun diğerinden ne kadar büyük olduğunu. Öz eleştiri sınırlarını aşar, ders verme niteliğini geçer, bi nevi muhabbet içinde öğüt vermektir.
İşte bu koşullar altında biz "Türkler" (2000 yılı ve sonrasını ele almaya çalıştım aslında) durağanlığa alışmış ve bu durağanlığın içinde işlerini yürüten sıradan olmaya alışkın ama yurtdışından yükseklerde görülen, kendimizi bence küçümseyen bir milletiz.
2010 yılınınz önce sağlıklı sonra güzelliklerle dolu, unutamayacağınız güzel bir yıl olsun.
Ender Filiz 30.12.2009 enderfiliz@gmail.com
