29 Eylül 2011 Perşembe

Beş Kuruş

"sabah kalktım. elimi yüzümü yıkadım. her zamanki gibi kahvaltı ettiğim günlerden biri olacaktı. buzdolabını boş gördüğüm an ise midemdeki telaşlı halin kasvetli duruma dönüşmesine neden olmuştu. sıkıntı olmamalıydı. vaktim var. istediğim şekilde kahvaltı edebilirdim ancak hiç param kalmamıştı."

bu hikaye gibi sayfalarca yazılabilir. para egemen hale geldi. para ile insanların fiyatlarının biçildiği bir döneme girildi. parası olmayanın fikrini satamyacağı dönemlere geldik. yıllar sonra çocuk sahibi ailenin maskotu haline gelen çocuğunu, annenin maddi yetersizlik nedeniyle okutamadığı bir ülkede yaşar olduk.

önümde maraton başladı. içerli bir şekilde, küfür de demeyelim ama hırslı olabilmek için şevk veren cümleler duyar oldum. şansım devam ederse istediklerim yavaş yavaşta olacak. olay nedense daima o bahsettiim mevzuya dokunuyor. para. bense her zaman sadece ihtiyacım olduğunda ona sahip olabiliyorum..

şimdi işverenin altında iş kovalayan, zamane devrin ahlaksız fırlaması patron muhabbeti yapar oldu. suratına bakamadığı insanların artık peşinde gezer olduğunu anlar konumdayım.

deliği açan paramış ta sahibi olunca uygulayabildik.

16 Temmuz 2011 Cumartesi

Çağın Hastalığı

Uyuşukluk, Para düşüncesi, Depresyon, Şişmanlık, Bilgisayar... Kendine eğlence gibi gördüğü her şeyle iş yapmamak için kendini oyalamak. 50 yaşına gelince pişman olacağını herkes söylese bile.


Akıl almaz bi şekilde eleştirenlere de dklenerek devam eder.
Çok enteresan.

18 Haziran 2011 Cumartesi

Bilmeden Yürümek

Sabah kalktım. Gözümü açtım. Her zaman ki yerden çok uzakta. Yarın nerede olacağını bilemeden. Hiç bir plan yapmadan işlerin yıllardır tıkırında gitmesi sonucu istenmeden gelişen olaylar kuşağı. Dediğim gibi yarın ne yapacağımı düşünmeden farklı bir aktiviteyle buluyorum kendimi. Sanki karşıma ilk çıkan kişi "Gel benimle" dediğinde peşinden koşarmışcasına.

Okul, ortam, çevre, mahalle. Ödev, oyun, gelecek, aş. Anne, baba, abi, akraba...

11 Haziran 2011 Cumartesi

Maymunun Parası

En çok satan kitaplar listesinde haftalarca birinci sırada yer alan Freakonomics kitabının yazarı Steven Levitt, yaklaşık bir yıl önce New York Times'da, Yale Üniversitesinde yapılan çok ilginç bir araştırma hakkında ses getiren bir yazı yazdı.  Yazının ve araştırmanın ilginç olmasının nedeni, bu araştırma para ve maymunlarla ilgili.

Keith Chen, Yale Üniversitesinde ekonomi bölümünde görev yapan bir profesör.
Keith Chen'in araştırması; Maymunlara, para kullanmayı öğretmek ve bunun sayesinde topladığı bilgileri, bizlerin yani insanların, para ile olan ilişkisini karsılaştırıp, çeşitli sonuçlar çıkarmak.  Araştırma, Yale Üniversitesinin maymun laboratuarında başlıyor.

Bu laboratuarda 7 adet capuchin maymunları, bir ana ve birçok küçük deney kafeslerinde, para kullanmayı öğreniyorlar.  Para olarak, gümüş renkli somun kullanılıyor.

Süreç gayet basit.  Ana kafesten bir maymun alınıp, deney kafesine koyuluyor.  Bu maymuna para adını verdikleri somun veriliyor.  Maymun öncellikle bu somunu kokluyor, ağzına götürüyor.  Bu aşamada bir tepsi içinde çeşitli yiyecekler getiriliyor: elma, üzüm ve jell-o.  Amaç, bu 7 maymunun her birinin sevdiği yiyecek türünü bulmak ve bu yiyeceği elde etmek için parayı kullanmalarını sağlamak.


Deney kafesindeki maymun elmayı seçiyor. Araştırmacılar, maymuna elmayı vermeden önce, elinden parayı alıp, maymuna yiyeceği veriyorlar.

Bu süreç haftalarca sürüyor ve maymunlar birkaç hafta sonra, ellerindeki somunun yani paranın gücünü anlamaya başlıyorlar.

Maymunlar paranın kullanımını; araştırmacılar da en çok tercih edilen yiyeceği öğrendikten sonra, yeni bir süreç başlıyor: fiyatlandırma.

Bu yeni süreçteki amaç, maymunların, biz insanlar gibi rasyonel kararlar verip vermediğini bulabilmek.  Böylece araştırmacılar, birçok maymunun tercihi olan jell-o'nun fiyatını iki somun, elmanın fiyatını yarım somun ve üzümün fiyatını ise bir somun yapıyorlar.  Buldukları sonuç ise gerçekten ilginç.  Maymunlar, deney sırasında, biz insanlar gibi para harcama konusunda çoğu zaman rasyonel davranıyorlar.  Parasını, en çok yiyecek alabileceği şekilde harcamaya başlıyorlar.  Maymunlar, 1 somun verip, 2 dilim elma almayı, fiyatı 2 somun olan bir adet jell-o'ya tercih etmeye başlıyor.

Buraya kadar her şey güzel!

Günlerden bir gün, yine ana kafesten, deney kafesine alınan maymun, deney kafesindeki bir tepsi içinde bulunan 12 somunu görüp, aniden çılgına dönüyor.  Paraların bulunduğu tepsiyi kapıp, ana kafese fırlatıyor ve kendisini de ana kafese atıyor.

Ana kafesteki bütün maymunlar bir anda gökten para yağdığını görüp, yere düşen paraları kapışmaya başlıyorlar.

Levitt, bunu yazısında maymun tarihinde gerçeklesen ilk "banka soygunu"(maymunun tepsiyi çalması) ve "hapishane kaçışı" (maymunun deney kafesinden, ana kafese kaçışı) olarak tanımlıyor.

Bütün bu kaos içinde araştırmacılar, ana kafesteki maymunlardan parayı geri almaya çalışıyor.

Olay biraz yatıştığı bir anda Keith Chen, hiç görmemeyi tercih ettiğini söylediği bir olaya şahit oluyor: Erkek maymunlardan biri, dişi maymunlardan birine yaklaşıp, ona elinde bulunan somunlardan birini veriyor ve bunun karşılığında dişi maymun, erkek maymunun seks teklifini kabul ediyor!

İşin ilginç yanı bu iki maymunun "işi" bittikten sonra, dişi maymun "kazandığı" parayı araştırmacıya getirip, bununla üzüm almaya çalışıyor.

Chen, bu olayı maymun tarihindeki ilk "fuhuş" olarak tanımlıyor.

Üniversitenin araştırma etik bölümü, maymunlar üzerinde yapılan para araştırmasının, maymunların yaşam koşulunu, değerlerini ve gündelik yaşamlarını tamamen değiştirdiği ve zedelediği gerekçesiyle, araştırmayı iptal edip, maymunlara para verilmesini yasaklıyor.

8 Mayıs 2011 Pazar

Muzdarip Genç

Her şeyin farkında olduğu halde sırf kendini mutlu etmek için doğru bildiği işleri yapmaya devam ediyor. O'na herkesten tepki gelebilir. Bu O'na göre çok normal bir durum. İşin kötü tarafı O kimseye cevap verebilecek tarzda bir insan değil. Saygılı, efendi, hoşgörülü, itibarlı, çalışkan ama sadece kendini düşünen. O heryerde kendini belli ediyor. 18 saat susup 1 dakika konuştuğunda herşeyi b*k edebiliyor. Yanlış yerde yanlış iş yapıyor. Hani nerede kaldı o saygılı, efendi kişi. Bu uygulamada var. Tek bir noksan yokken o dil O'nun başını çok ağrıtabiliyor. Çok muzdarip. Nedense hala sanki birinin suratına vurmasını bekliyormuş gibi kendinle alaycı bir şekilde hayatına devam ediyor ama herkes bilir ki papaz hergün pilav yemez.

Bir kendini bilmezin lakayit şekilde başkası üzerinden kendi duygularını anlatma masasıdır bu yazının öyküsü.

O kadar enteresan ki hala kendini dünyanın en mutlu insanı sanıyor. Hayret! Halbuki durumu içler acısı. Tedirgin olması gerek ama böyle durumları düşünmek bile istemiyor. İşte şimdi yavaş yavaş içindeki kötülükleri kusmayı başladı. Size biraz O'nun herzamanki övülen ve (insanın ilk bakışta karşı tarafta bıraktığı o dudak kıvartan etki gibi) düşündüren tavırları. Aklıma gelenleri sizlerle paylaşabilirim.


Dost canlısı olmaya çalışır. Çünkü;
Yalnız kalmaktan korkar. Eğlenmek ister ki bunu tek başına bir yere kadar yapar. Vakti sevdiklerine paylaşmak ister. Arkadaşlarının peşinden isterse 100 km. koşacak şekilde gelir. Onlarla boş muhabbet yapmayı çok sever. Kendi içinde kız-erkek ayrımı yapar. Nedenini kendiside pek bilmese (ki onun için uğraşıyoruz, kendi nedenini dahi bilmediği dertleri gün yüzüne çıkartmak için) kızlara karşı utanır, çok ilginç di mi çekingendir.

O amaçları için yaşar. Çünkü;

Bitirmesi gereken bir okulu vardır. Ardından askerlik sonra çok sevdiği evlilik. Ne kadar enteresan sanki kız gibi. Evliliği çok seviyor. Ne olacak ki! Çok zor adam bu ya! Hobilerini mesleklere dönüştürür, boş vakitlerinde çalışır. O'nun bir numaralı işi çalışmaktır.