27 Temmuz 2014 Pazar

Ihlamur Ağacı

Etrafınızda olup bitene sessiz kalamıyorsunuz değil mi? Farkındalık yaratmak istiyorsunuz. Bazı durumlarda topluca hareket etmek gerekir. İlk anda, gözlerimizi bu dünyaya açtığımızda ne kadar saf duygularla benimsediysek, öyle olmasını isterdik. Hor görülen insanlar, ezik düşünceler, kirletilmiş dünyamız.


Bir sonbahar günü Elena, annesi Gloria ile pazardan dönerken etrafta ağaçların yapraklarının neden döküldüğüne anlam veremez. Annesi ne kadar da açıklamaya kalksa kızcağız ağacın yaprağını sevmediğini, onun için kendinden ayırdığını söyler. Eve geldiklerinde kızına, ağaçtan kopan yaprakları, tırnağa benzetir. Alır karşısına. Sen şimdi tırnakların uzadığında onları kesiyorsun. Neden? Senin için yararsızlar ama sen ne kadar kessende onlar uzamaya devam edecekler. Yapraklarda böyledir kızım ama onlar ağaçlara can verir. Onların oksijen kaynağıdır. Yeni bahar geldiğinde ağaca can vermek için tekrar çıkıcaklar. Elena hemen cevap verir. Ağaç ölüyor mu ki tekrar canlansın? Annesi başa çıkamayacağını anlar. Aradan aylar geçer, ilkbahar gelir. Annesi bir gün Elena ile market dönüşü eve giderken yoldaki ıhlamur ağacının kokusundan çok etkilenir. Ağacın ince bir dalından koparır ve evde vazoya koymaya karar verir. Buna Elena izin vermek istemez ancak anne dalı koparır. Elena üzülür. Anne Gloria Hanım, ağlama kızım bir şey olmaz der ve Elena kızgın bir şekilde annesine dönerek, Senin parmağını koparsalar iyi mi anne? 



21. yüzyılda çevre anlayışı da değişti. Her yarattığın kirlilik için para ödüyorsun ve işlem tamam. Yasal. Sizce de bir anormallik yok mu? Hani o kesilen zeytin ağaçları? Ya çıkacak milyonlarca ton tehlikeli atık. Parasını verince tamam. Hal böyle olunca ağaçların kafa kafaya verip düşünmesi lazım.