Küçük bir beklenti ama uzunca düşünüldüğünde her türlü etkilere yol açabilecek enteresan bir durum. Sevgiyi belli etmek, kelimelerle en uygun cümleleri kurarak en azından karşı tarafa bunu belli ettirmek. O bunu bilir, benim gözlerimden anlamıştır, ben onu nasıl seviyorsam o da beni o kadar çok sever diye düşünüyorsunuz... Siz karşı tarafa karşı ne kadar canım cicim gibi gelse de her daim aşkım, canım dediğiniz an böyle düşüncelere bile gerek kalmaz. Durum normal bir halmiş gibi sevgi kendiliğinden oluşur. Aşk beklentilerden ibaret değildir. Karşılık sevgi aşka dönüşür. Ondan o dakika daha seni seviyorum kelimesinin ağzından çıkmasını beklemeyebilirsiniz. Bunu yapmanız gerekenin siz olduğunu da biliyorsunuzdur umarım. Köşeye çekilip beklemek, bir umut halidir. Onun peşinden koşup, o düşündüğünüzü aklınızdan çıkarmadığını göstermek paha biçilemez.
13 Ekim 2010 Çarşamba
10 Ekim 2010 Pazar
Öğretilmiş Çaresizlik
Hindistan’da filleri yetiştirmek için, onları küçücükken kalın bir incirle bir kazığa bağlarlarmış. Bu yavru filin bu zinciri koparabilmesi, kırabilmesi yada kazığı söküp atabilmesi mümkün değildir. Küçük fil önceleri bundan kurtulmak için tüm gücüyle uğraşır, defalarca dener ama sonucu değiştiremez, özgürlüğüne kavuşamaz.
Yıllar geçer, fil kocaman olur. Bağlı olduğu kazığın ve zincirin onlarca katına gücü yetebilir artık. Ama fil asla böyle bir girişimde bulunmaz. O özgür olamayacağına inanmıştır, artık kırılamayan şey, filin zinciri değil inancıdır. Buna psikolojide “öğretilmiş çaresizlik” deniyor.
Bunun başka bir örmeği de beş maymunla yapılan bir deneyde gözlenmiştir. Beş maymun kafese konur, üstün de bir muz demeti sarkıtılır. Muza ulaşabilmeleri içinde metal bir merdiven konur ve bir elektrik kablosuna da bağlanır aynı zamanda. Maymunlar sırayla muza ulaşmak için merdivene doğru giderler. Orada hepsini aynı son bekliyordur. Maymunlar merdivene tırmanmaya başlayanca elektrik verilir. Maymunlar şoka girer, yine de tekrar tekrar denerler, yine de birkaç gün içinde pes ederler. Bundan emin olan deney yapanlar, maymunlardan birini çıkarıp, yeni bir maymun konur ve artık elektrik verilmez. Bu maymunda muzları görünce içgüdüsel bir tavırlarla merdivene yönelir.Merdivene ulaşmadan diğer maymunların saldırısına uğrar, elektrik şokuna maruz kalmış maymunlar, yeni maymunu döverler. Böylece yeni gelen maymun da hiç şok yaşamamış olmasına rağmen, merdivende ve muzdan uzak kalması gerektiğini öğrenmiş olur. Daha sonraki günlerde, elektrik şokuna maruz kalmış başka bir maymun çıkarılır ve yerine yeni bir tane maymun konur. Doğal olarak bu yeni maymunda merdivene ve muzlara yönelir, ve kendinden önce konulan maymunun sonuyla karşılaşır. Ciddi şekilde dövülen bu maymuna karşı en saldırgan tavrı, hiç elektrik şokuna uğramadığı halde oradan uzak durmasını öğrenen maymun göstermiştir.
Bu iki örnekte “öğrenilmiş çaresizlik” kavramının ciddiyetini ve toplumdaki yansımalarını gösterir. Korku kültürünün insan yaşamındaki görüntüdür. Özellikle günümüz dünyasında medya denilen güçle insanlar işlenen duygu hep onun güçsüzlüğü ve acizliğidir.
Zamanında özgürlükleri için mücadeleye giren insanlara karşı uygulanan şiddeti insanları o denli başarılı bir şekilde yansıtılmıştır ki, hiçbir şiddete maruz kalmadığı halde her türlü özgürlük girişimine karşı tavır almış, düşman olmuşlardır. Giriştikleri mücadeleden acı çeken insanlar, yaşadıkları acılara rağmen bu acılardan dolayı özgürlük mücadelesinden kaçmış olmaları anlaşılır bir durumdur, acı çekmediği halde düşman olanları anlamak için ise bu örneklere ihtiyaç duyabiliriz.
Korku kültürünün toplumunda insanın özgür ve özgün olmasına asla izin verilmez. Bu işi şiddet uygulayan, egemen güç yapmaz ama, bunu korkuttuğu bireylere verir. Yani şiddete uğramayan, ama şiddete maruz kalanları izleyerek sindirilmiş, acizlik duygusu benimsetilmiş bireyler bu görevi yerine getirirler. Nereye hizmet ettiklerini ise asla farkında değillerdir. Bu insanların bu tavırlarını mantıkla açıklama girişimleri olacaktır. Bu girişimin adına “mantık uydurma sanatı” olarak değerlendirmek gerekir.
(Bu duruma rasyonelleştirme adı da verilir.Bu durumu açıklayan çok iyi bir örneği Eric Fromm’un Özgürlükten kaçış adlı yapıtından aktarmak istiyorum. A adlı birine hipnoz yapılır ve en yakın arkadaşı olan B’nin onun bilimsel çalışmasını çaldığı telkin edilir. Bunun telkin olduğunu unutması söylenir, uyandırılır. Daha sonra B de odaya çağrılır, en yakın arkadaşına gören A, birden B’yi kendi bilimsel çalışmalarını çalmak suçlar. Bunun için deliller sunar, mantıklı açıklamalarda bulunur. Oysa söyledikleri doğru değildir.
ilk alıntı yaptığım blog yazım ki çok hoşuma gitti diyebilirim. "tacettin özbölük çok güzel hazırlamış"
Yıllar geçer, fil kocaman olur. Bağlı olduğu kazığın ve zincirin onlarca katına gücü yetebilir artık. Ama fil asla böyle bir girişimde bulunmaz. O özgür olamayacağına inanmıştır, artık kırılamayan şey, filin zinciri değil inancıdır. Buna psikolojide “öğretilmiş çaresizlik” deniyor.
Bunun başka bir örmeği de beş maymunla yapılan bir deneyde gözlenmiştir. Beş maymun kafese konur, üstün de bir muz demeti sarkıtılır. Muza ulaşabilmeleri içinde metal bir merdiven konur ve bir elektrik kablosuna da bağlanır aynı zamanda. Maymunlar sırayla muza ulaşmak için merdivene doğru giderler. Orada hepsini aynı son bekliyordur. Maymunlar merdivene tırmanmaya başlayanca elektrik verilir. Maymunlar şoka girer, yine de tekrar tekrar denerler, yine de birkaç gün içinde pes ederler. Bundan emin olan deney yapanlar, maymunlardan birini çıkarıp, yeni bir maymun konur ve artık elektrik verilmez. Bu maymunda muzları görünce içgüdüsel bir tavırlarla merdivene yönelir.Merdivene ulaşmadan diğer maymunların saldırısına uğrar, elektrik şokuna maruz kalmış maymunlar, yeni maymunu döverler. Böylece yeni gelen maymun da hiç şok yaşamamış olmasına rağmen, merdivende ve muzdan uzak kalması gerektiğini öğrenmiş olur. Daha sonraki günlerde, elektrik şokuna maruz kalmış başka bir maymun çıkarılır ve yerine yeni bir tane maymun konur. Doğal olarak bu yeni maymunda merdivene ve muzlara yönelir, ve kendinden önce konulan maymunun sonuyla karşılaşır. Ciddi şekilde dövülen bu maymuna karşı en saldırgan tavrı, hiç elektrik şokuna uğramadığı halde oradan uzak durmasını öğrenen maymun göstermiştir.
Bu iki örnekte “öğrenilmiş çaresizlik” kavramının ciddiyetini ve toplumdaki yansımalarını gösterir. Korku kültürünün insan yaşamındaki görüntüdür. Özellikle günümüz dünyasında medya denilen güçle insanlar işlenen duygu hep onun güçsüzlüğü ve acizliğidir.
Zamanında özgürlükleri için mücadeleye giren insanlara karşı uygulanan şiddeti insanları o denli başarılı bir şekilde yansıtılmıştır ki, hiçbir şiddete maruz kalmadığı halde her türlü özgürlük girişimine karşı tavır almış, düşman olmuşlardır. Giriştikleri mücadeleden acı çeken insanlar, yaşadıkları acılara rağmen bu acılardan dolayı özgürlük mücadelesinden kaçmış olmaları anlaşılır bir durumdur, acı çekmediği halde düşman olanları anlamak için ise bu örneklere ihtiyaç duyabiliriz.
Korku kültürünün toplumunda insanın özgür ve özgün olmasına asla izin verilmez. Bu işi şiddet uygulayan, egemen güç yapmaz ama, bunu korkuttuğu bireylere verir. Yani şiddete uğramayan, ama şiddete maruz kalanları izleyerek sindirilmiş, acizlik duygusu benimsetilmiş bireyler bu görevi yerine getirirler. Nereye hizmet ettiklerini ise asla farkında değillerdir. Bu insanların bu tavırlarını mantıkla açıklama girişimleri olacaktır. Bu girişimin adına “mantık uydurma sanatı” olarak değerlendirmek gerekir.
(Bu duruma rasyonelleştirme adı da verilir.Bu durumu açıklayan çok iyi bir örneği Eric Fromm’un Özgürlükten kaçış adlı yapıtından aktarmak istiyorum. A adlı birine hipnoz yapılır ve en yakın arkadaşı olan B’nin onun bilimsel çalışmasını çaldığı telkin edilir. Bunun telkin olduğunu unutması söylenir, uyandırılır. Daha sonra B de odaya çağrılır, en yakın arkadaşına gören A, birden B’yi kendi bilimsel çalışmalarını çalmak suçlar. Bunun için deliller sunar, mantıklı açıklamalarda bulunur. Oysa söyledikleri doğru değildir.
ilk alıntı yaptığım blog yazım ki çok hoşuma gitti diyebilirim. "tacettin özbölük çok güzel hazırlamış"
Etiketler:
çaresizlik,
felsefe,
hayvan,
öğretilmiş,
psikoloji
19 Eylül 2010 Pazar
İyi Yön
kendini dışa atıp konuyu başkası üzerinden yürütenler. size sesleniyorum. karşı tarafta bunun farkında ancak sizin konuşma tarzınıza göre o da konuyu nereden bağlayacağını bilir. az çok kafanızda bir düşünceler olmuştur.
konuyu her yerden bağlayabilirdim ama bugün öylr yapmayacağım. insan düşünen bencil bir yaratıktır. yaratıktır çünkü canlıyızdır. düşünür çünkü klasik tabir allah vergisi çok yönlü kullanılabilir beynimiz vardır. insanızdır çünkü en azından insan gibi davranmaya çalışırız. her insan bir gün sakat işlerle uğraşmıştır. bencilizdir çünkü farkında olmadan sanki doğal gelişen bir olaymış gibi bu durumları tekrar etmeye de devam ederiz. sizi takmayan veya her düşünceyi kaldıramayacak insanlarla birlikteyseniz bencilliğiniz diğer insanların bir adım önünde sizi daha fazla gösterir. her yönlü.
paylaşımcı ruhu herkese verilmemiştir. bu aileden, ikamet edilen toplumdan, iş çevresinden rahatça anlaşılabilir. çok üstünde durmayacağım. düşünce farklılıkları vardır. paylaşımcılık bencilliğe göre daha hoş karşılanabilinecek bir durumdur. artık iki kere düşünün.
saygınlık herkese verilmez. en azından yaptığınınz veye karşılaştığınız kötü durumları çok gündemde tutmayın. insanların sizi iyi yönlerinizle tanımasını sağlayın. rahat edin. işler kendiliğinden yoluna girer.
konuyu her yerden bağlayabilirdim ama bugün öylr yapmayacağım. insan düşünen bencil bir yaratıktır. yaratıktır çünkü canlıyızdır. düşünür çünkü klasik tabir allah vergisi çok yönlü kullanılabilir beynimiz vardır. insanızdır çünkü en azından insan gibi davranmaya çalışırız. her insan bir gün sakat işlerle uğraşmıştır. bencilizdir çünkü farkında olmadan sanki doğal gelişen bir olaymış gibi bu durumları tekrar etmeye de devam ederiz. sizi takmayan veya her düşünceyi kaldıramayacak insanlarla birlikteyseniz bencilliğiniz diğer insanların bir adım önünde sizi daha fazla gösterir. her yönlü.
paylaşımcı ruhu herkese verilmemiştir. bu aileden, ikamet edilen toplumdan, iş çevresinden rahatça anlaşılabilir. çok üstünde durmayacağım. düşünce farklılıkları vardır. paylaşımcılık bencilliğe göre daha hoş karşılanabilinecek bir durumdur. artık iki kere düşünün.
saygınlık herkese verilmez. en azından yaptığınınz veye karşılaştığınız kötü durumları çok gündemde tutmayın. insanların sizi iyi yönlerinizle tanımasını sağlayın. rahat edin. işler kendiliğinden yoluna girer.
31 Ağustos 2010 Salı
Anlarsın Dostum
sevildiğinin farkına varınca ne mutlu bir his. şan şöhret palavra. insanı en iyi dostuna sorun derler. öyle bir şey olsa gerek. sancılı tanışmanın ardından gelen vakitsiz ayrılıkta cabası olur.
hayat bu. insan sevdiklerinle mutlu olur. farkına varmadan hoşlanmadığımız insanlardan da uzaklaşırız. farkında olmadan burun kıvırırız. belki de çekemiyoruzdur.
önemli olsun sağlık hoşluk derler. sorun bakalım ikinci madde neymiş. arkadaşlarınla anlaşabilmek. sevdiklerinle iyi vakit geçirebilmek. daha örnek bol ama bunları yerine getirebilecek insana ihtiyaç var.
zaman geçiyor. ileride (yaşlılığınızda) anlarsınız dostluğun ne olduğunu. yalnız kalınca boş odada rutubetli duvarlara karanlıkta konuşmak neymiş anlarsınız. insan üzdüğünde sıkıntısını çeker ayrılığın.
hayat bu. insan sevdiklerinle mutlu olur. farkına varmadan hoşlanmadığımız insanlardan da uzaklaşırız. farkında olmadan burun kıvırırız. belki de çekemiyoruzdur.
önemli olsun sağlık hoşluk derler. sorun bakalım ikinci madde neymiş. arkadaşlarınla anlaşabilmek. sevdiklerinle iyi vakit geçirebilmek. daha örnek bol ama bunları yerine getirebilecek insana ihtiyaç var.
zaman geçiyor. ileride (yaşlılığınızda) anlarsınız dostluğun ne olduğunu. yalnız kalınca boş odada rutubetli duvarlara karanlıkta konuşmak neymiş anlarsınız. insan üzdüğünde sıkıntısını çeker ayrılığın.
20 Ağustos 2010 Cuma
Akıl Danışmanlığı
bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma demişler. iyi halt etmişler. hiç olur mu öyşe şey. bizim toplumumuz fikrini söylemekte özgürdür. efendimi söyleyeyim bu güzelim türkiye'min gevur milletlerden ne farkı var.
farkında olmadan danışırız, sorarız veya kendimin fikrimizi beyan ederiz. farkında olmadan. akıl danışırız hep birbirimize. yaşadıklarımız başkalarına tecrübe aktarılır, farklı düşünceler arasında kalanlar akıl danışır. no'lcek benim bu haller böle! diye. ne güzel.
hiç birimiz doğuştan dikiş dikmeye bilerek doğmayız. 'farklı yaratılan' kendi hünerlerinden sorumludur. ömür böyle geçer de ben niye böyleydim dememek için.
farkında olmadan danışırız, sorarız veya kendimin fikrimizi beyan ederiz. farkında olmadan. akıl danışırız hep birbirimize. yaşadıklarımız başkalarına tecrübe aktarılır, farklı düşünceler arasında kalanlar akıl danışır. no'lcek benim bu haller böle! diye. ne güzel.
hiç birimiz doğuştan dikiş dikmeye bilerek doğmayız. 'farklı yaratılan' kendi hünerlerinden sorumludur. ömür böyle geçer de ben niye böyleydim dememek için.
3 Ağustos 2010 Salı
Boş Muhabbet
kimi zaman vakit öldürmek için kimi zamansa karşı tarafın sizi sıkması şeklinde gelişen olaydır.
sinirli hallerde insanın damarına basılmış gibi hisseder kendini ama bazı zamanlarda muhabbet olsa da kendimi deşarj etsem durumu olur. yaş ilerledikçe biri boşu biri doluyu seçer muhabbette. muhabbetsiz de vakit mi geçer?
tatilde yanında sevgilin. muhabbeti tatlıya bağlamak, ağzındaki baklayı çıkarmak, tatil heyecanını paylaşarak doyasıya yaşamak isteyenlere doğrusu.
sinirli hallerde insanın damarına basılmış gibi hisseder kendini ama bazı zamanlarda muhabbet olsa da kendimi deşarj etsem durumu olur. yaş ilerledikçe biri boşu biri doluyu seçer muhabbette. muhabbetsiz de vakit mi geçer?
tatilde yanında sevgilin. muhabbeti tatlıya bağlamak, ağzındaki baklayı çıkarmak, tatil heyecanını paylaşarak doyasıya yaşamak isteyenlere doğrusu.
2 Ağustos 2010 Pazartesi
Fark Edilme
bulunduğunuz ortamda kendinizi kanıtlama veya kendinizi olumlu tanıtma duygusuna sahip olabilirisiniz ama bunu elde edebilmek için öncelikle kendinizin böyle durumlara hazırlıklı olması gereklidir. çok farklı yönlerden herhangi ufak bir şeyden ötürü bile sizin karşı tarafda bıraktığınız etki değişebilir.
iş görüşmelerinde en çok aranılan özelliktir. sanmayın ki bir tek ekmek kazanma derdi için böyledir. evlenmek için bile böyledir.
en büyük siz olmak istersiniz ama işler her zaman yolunda gitmez.
insan mükemmel değildir.
kendini karşı tarafa iyi şekilde tanıtamayabilir.
şanssız bir gününüz sizin profesyonel biri olduğunuz imajınıortadan kaldırabilir.
sizden dahaiyiler olabileceğini hesaba katarak yola koyulmalı ancak onların hataları olabileceğini düşünerek kendi belirlediğiiz disiğlenden çıkmayarak işlerinize devam etmelisiniz.
öğüt almak gibi başlar. en başlarda çok can sıkıcıgelir ama o duyacağınız tavsiye üzerindesonradan kafa yormaya başlarsınız. hayattecübelerle dolu. en fazla kapan hayata bir adım önde başlar.
iş görüşmelerinde en çok aranılan özelliktir. sanmayın ki bir tek ekmek kazanma derdi için böyledir. evlenmek için bile böyledir.
en büyük siz olmak istersiniz ama işler her zaman yolunda gitmez.
insan mükemmel değildir.
kendini karşı tarafa iyi şekilde tanıtamayabilir.
şanssız bir gününüz sizin profesyonel biri olduğunuz imajınıortadan kaldırabilir.
sizden dahaiyiler olabileceğini hesaba katarak yola koyulmalı ancak onların hataları olabileceğini düşünerek kendi belirlediğiiz disiğlenden çıkmayarak işlerinize devam etmelisiniz.
öğüt almak gibi başlar. en başlarda çok can sıkıcıgelir ama o duyacağınız tavsiye üzerindesonradan kafa yormaya başlarsınız. hayattecübelerle dolu. en fazla kapan hayata bir adım önde başlar.
29 Temmuz 2010 Perşembe
Zamansız Tripler
duruma göre hareket insanın farkında olmadığı halde kendisini ayak uydurduğu drumdur. istemsiz şekilde aslında yapılacak bir işin bile sonuçlarını düşünmeden sırf kendi çıkarlarınız doğrultusunda amaçsızca uygulanmasıdır.
bu durumlara yorgunluk, uykusuzluk, başarısızlık eklenebilir. bu eklediklerim de sonuçta istenilmeen durumlardan oluşur. günlük faaliyetler sonucu yapılan işlemlerle istemsiz olarak beynimiz kendi içerisinde bilgileri yorumlar ve gidişata göre emir yağdırır. hayır, asla, sonra gibi.
terslik olarak çekenler anlamazlar ki boş yere kavga, hır çıktığını fark ederler. duruma göre insanlar alttan almasını öğrenmelidir! işte bunu bilmiyoruz. terbiyesiz bir durum bence. her zaman herkes her soruya aynı cevabı verecek diye bir şey yoktur. sıkı dost " bana böyle demişti ama bir bildiği var ki onun için böyle demek istedi" diyendir arkadışını yakinen tanıyorsa.
öğrencilik, iş, tatil bile bunlara eklenebilir. kişiler karşısındakini düşünmeden kendi kafasındakini düşünerek hareket etmeye devam ederse bir taraf için olumsuz sonuç doğabilir. çok ta umurumda değildir belki ama en aar olunabilinecek durumda ağızda laf gevelemektir. oyalamaktır. laf ebesi olmaktır. gıcık kaptığınız kişiler bile konuşmaları yüzünden sizi etkilemiş olabilir. insanları tek bir yönüyle düşümeyin. siz bile istenilmeyen durumda kalabilirsiniz. sizin zorunuza giden br durum olduğunda bile karşı tarafı bir düşünün. bana bir şey demek istemiş ki sonuçta bana bunları söyleme cesareti bulabilmiş demelisiniz.
ufak tefek alttan alma bile huzursuzluğu aldırabilir. karşı tarafın ne isteyebileceğine göre durum idare edilmelidir. can sıkmak muzur insanlara mahsustur. kalp onarmak hayattan zevk alanların işidir. hadi gelin şu işi tatlıya bağlayalım. ufak tefek işleri büyütmeye gerek yok.
bu durumlara yorgunluk, uykusuzluk, başarısızlık eklenebilir. bu eklediklerim de sonuçta istenilmeen durumlardan oluşur. günlük faaliyetler sonucu yapılan işlemlerle istemsiz olarak beynimiz kendi içerisinde bilgileri yorumlar ve gidişata göre emir yağdırır. hayır, asla, sonra gibi.
terslik olarak çekenler anlamazlar ki boş yere kavga, hır çıktığını fark ederler. duruma göre insanlar alttan almasını öğrenmelidir! işte bunu bilmiyoruz. terbiyesiz bir durum bence. her zaman herkes her soruya aynı cevabı verecek diye bir şey yoktur. sıkı dost " bana böyle demişti ama bir bildiği var ki onun için böyle demek istedi" diyendir arkadışını yakinen tanıyorsa.
öğrencilik, iş, tatil bile bunlara eklenebilir. kişiler karşısındakini düşünmeden kendi kafasındakini düşünerek hareket etmeye devam ederse bir taraf için olumsuz sonuç doğabilir. çok ta umurumda değildir belki ama en aar olunabilinecek durumda ağızda laf gevelemektir. oyalamaktır. laf ebesi olmaktır. gıcık kaptığınız kişiler bile konuşmaları yüzünden sizi etkilemiş olabilir. insanları tek bir yönüyle düşümeyin. siz bile istenilmeyen durumda kalabilirsiniz. sizin zorunuza giden br durum olduğunda bile karşı tarafı bir düşünün. bana bir şey demek istemiş ki sonuçta bana bunları söyleme cesareti bulabilmiş demelisiniz.
![]() |
| keşke diyeceksin! |
12 Mart 2010 Cuma
Kendine Buyruk
neden bilmiyorum ama artık yazılarımı sadece küçük harflerle yazmayı karar aldım. bu şairlerin kendilerine has kafiyelerine benzedi. :D
aslında girişi başlığımdan uzaklaştırmak, yazıyı okurken kişilerin akıllarında bol bol soru işareti oluşsun isterdim. herkes öyle istemez mi.
herkes bir derdi, anlatası veya dinleyisi hali olmuştur. olmadım diyenler yanlış söyler. verilecek örnekler bol. zaten şu an aklınızdan geçiriyorsunuzdur.
akıl yaşta değil baştadır derler ama aklını kullanan her yaşta kullanır. sanki tavsiye almak isteyenler küçümsenmek istenebilir diye çekinenler olmuştur. doğru düşünüp yanlış yapmak yapmak istediğinizin doğru olduğu anlamına gelmez. iki elinizi saçlarınızın arasında gezdirin. bakın bakalım ben tek başıma hareket edebilseydim daha iyisini yapabilirdim demiyecek miydiniz? bence demeyin. en azından başladığınız işte yalnız yürümeyin. sizin duyacağınız bir söz aslında sizin yıllardır düşünüpte dışa vuramadığınız, aklınıza gelmeyen söz olabilir. dışarıdan gelen tepkilere açık olmaya çalışın. dudaklarınız kulaklarınıza yakın olsun. :D
aslında girişi başlığımdan uzaklaştırmak, yazıyı okurken kişilerin akıllarında bol bol soru işareti oluşsun isterdim. herkes öyle istemez mi.
herkes bir derdi, anlatası veya dinleyisi hali olmuştur. olmadım diyenler yanlış söyler. verilecek örnekler bol. zaten şu an aklınızdan geçiriyorsunuzdur.
akıl yaşta değil baştadır derler ama aklını kullanan her yaşta kullanır. sanki tavsiye almak isteyenler küçümsenmek istenebilir diye çekinenler olmuştur. doğru düşünüp yanlış yapmak yapmak istediğinizin doğru olduğu anlamına gelmez. iki elinizi saçlarınızın arasında gezdirin. bakın bakalım ben tek başıma hareket edebilseydim daha iyisini yapabilirdim demiyecek miydiniz? bence demeyin. en azından başladığınız işte yalnız yürümeyin. sizin duyacağınız bir söz aslında sizin yıllardır düşünüpte dışa vuramadığınız, aklınıza gelmeyen söz olabilir. dışarıdan gelen tepkilere açık olmaya çalışın. dudaklarınız kulaklarınıza yakın olsun. :D
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






