Bir kendini bilmezin lakayit şekilde başkası üzerinden kendi duygularını anlatma masasıdır bu yazının öyküsü.
O kadar enteresan ki hala kendini dünyanın en mutlu insanı sanıyor. Hayret! Halbuki durumu içler acısı. Tedirgin olması gerek ama böyle durumları düşünmek bile istemiyor. İşte şimdi yavaş yavaş içindeki kötülükleri kusmayı başladı. Size biraz O'nun herzamanki övülen ve (insanın ilk bakışta karşı tarafta bıraktığı o dudak kıvartan etki gibi) düşündüren tavırları. Aklıma gelenleri sizlerle paylaşabilirim.
Dost canlısı olmaya çalışır. Çünkü;
Yalnız kalmaktan korkar. Eğlenmek ister ki bunu tek başına bir yere kadar yapar. Vakti sevdiklerine paylaşmak ister. Arkadaşlarının peşinden isterse 100 km. koşacak şekilde gelir. Onlarla boş muhabbet yapmayı çok sever. Kendi içinde kız-erkek ayrımı yapar. Nedenini kendiside pek bilmese (ki onun için uğraşıyoruz, kendi nedenini dahi bilmediği dertleri gün yüzüne çıkartmak için) kızlara karşı utanır, çok ilginç di mi çekingendir.
O amaçları için yaşar. Çünkü;
Bitirmesi gereken bir okulu vardır. Ardından askerlik sonra çok sevdiği evlilik. Ne kadar enteresan sanki kız gibi. Evliliği çok seviyor. Ne olacak ki! Çok zor adam bu ya! Hobilerini mesleklere dönüştürür, boş vakitlerinde çalışır. O'nun bir numaralı işi çalışmaktır.